Ouroboros Yılanı

2–3 dakika

oku

Ouroboros Yılanı

Yayımlanma tarihi:

Zihin bazen kendi kurduğu bir labirentte, çıkış kapısının anahtarını elinde tutmasına rağmen aynı koridorlarda yürümeye devam eder. “Nedenini biliyorum, çocukluğumdaki karşılığını çözüyorum, hangi yaramın tetiklendiğini görüyorum; ama yine de aynı tepkiyi veriyorum.”

Bu düğüm, sadece bir irade meselesi değildir. Bu, ruhun kendi kuyruğunu ısırdığı o arkaik noktadır: Ouroboros. Kendi sonunu başlangıcı yapan, kendi içinden beslenen ve bu yüzden dışarıya kapalı olan o kusursuz ama hapsedici döngü. Bilmek, bu döngüde sadece bir fener yakmaktır; oysa Ouroboros, o ışığın altında bile kendi dairesini çizmeye devam eder.

Döngünün Tanıdık Güveni

Antik sembol Ouroboros, kendi sonunu kendi başlangıcı yapan bir yılanı tasvir eder. Psikodinamik açıdan bakıldığında, değiştiremediğimiz o kronik davranışlar tam da bu sembol gibidir: Kendi kendini besleyen bir sistem. Aynı yanlış ilişkilerde aynı rolleri üstlenmek veya istemediğiniz tepkileri tekrar tekrar vermek bir irade eksikliği değildir. Bu, zihninizin derinliklerinde o davranışın hâlâ bir “sağkalım stratejisi” olarak kodlanmasıdır. Ouroboros’un dairesi gibi, bu davranışlar bir zamanlar sizi korumuş, sınırlarınızı belirlemiş veya sevilmenizi sağlamış olabilir. Bilinçdışımız için “Bilindik cehennem, bilinmeyen cennetten iyidir.” Tanıdık olanın yakıcılığı, bilinmeyenin boşluğundan daha güvenli gelir.

Değişim: Bir Parçanın Ölümü

Birçoğumuz farkındalığı bir ışık düğmesi sanırız; bastığımızda her şey aydınlanacak ve değişecek… Oysa değişim bir yas sürecidir. Ouroboros’un kendini yemesi, aslında bir dönüşüm sancısıdır. Eski bir davranışı bırakmak, o güne kadar sizi ayakta tutan bir parçanızın ölümü demektir.

Bilinçdışında devasa bir çatışma yaşanır:

  • Görünen yanımız: “Artık böyle yaşamak istemiyorum.”
  • Sessiz yanımız: “Ama bu davranış beni bugüne kadar hayatta tuttu, ondan vazgeçersem ben kim olurum?”

Simyadan Terapiye: “Büyük Eser”

Simyada Ouroboros, “Büyük Eser”i; yani eski benliğin çözülüp daha yüksek bir forma dönüşmesini simgeler. Psikodinamik terapi de sizi tam olarak bu simyaya davet eder. Sadece ne yaptığınıza değil, o döngünün hangi duygudan beslendiğine bakmaya çağırır.

Bir davranışı değiştirememek bir başarısızlık değil; iç dünyanızın size bir şey anlatmaya çalıştığının işaretidir. O yılan, kuyruğunu sadece acı çekmek için değil, hayatta kalmak bildiği tek yol olduğu için ısırır.

Döngüyü Kırmak

Asıl dönüşüm, değişmeye çalışmaktan yorulup sadece hissetmeye cesaret ettiğinizde başlar. Fark etmek bir başlangıçtır, ancak o dairesel döngüden çıkmak; yargılayıcı bir gözle değil, meraklı ve şefkatli bir bakışla mümkündür.

Eğer siz de nedenini bildiğiniz halde aynı yollardan geçmekten yorulduysanız, bilin ki o döngü tek başınıza kırılmak zorunda değil. Kendi kuyruğunu ısıran o yılanın başını yavaşça bırakması; sabır, güven ve bu yolculukta size eşlik edecek bir fener gerektirir.

Unutmayın; her son, kılık değiştirmiş bir başlangıçtır.

Fırından taze çıktığında bir e-posta almak ister misin?

Tüm arşive erişim kazanmak için abone olun.

Okumaya Devam Edin