Squid Game Front Man Karakteri: Tekrarlama Zorlantısı
Yayımlanma tarihi:
Netflix’in fenomen dizisi Squid Game, kapitalist sistemin acımasızlığını alegorik bir düzlemde ele alırken; karakterlerinin psikolojik yapıları da bir o kadar dikkat çekici. Bu yazıda, dizinin gizemli figürlerinden biri olan Front Man’i (Hwang In-ho), Freud’un “tekrarlama zorlantısı” kuramı ekseninde inceleyeceğim.
Bir Zamanlar Oyuncuydu: Travmanın Başlangıcı
Front Man’in geçmişi, dizinin ilerleyen bölümlerinde yavaş yavaş açığa çıkar: Kendisi, Squid Game’in eski kazananlarından biridir. Bir zamanlar oyunun içinde, ölüm kalım savaşı vermiştir. Ancak ilginç olan, oyunu kazanıp dış dünyaya döndükten sonra hayatına devam edememiş, bunun yerine sistemin kendisine – oyunun organizasyonuna – entegre olmuştur.
İşte tam burada Freud’un dikkat çektiği bir olgu devreye girer: Travmayı tekrar etme zorlantısı.
Tekrarlama Zorlantısı Nedir?
Freud, 1920 tarihli “Haz İlkesinin Ötesinde” adlı eserinde, insanların acı verici ya da travmatik deneyimleri bilinçli olarak değil, bilinçdışı şekilde tekrar etmeye eğilimli olduklarını ifade eder. Bu eğilim, haz ilkesine karşıt bir güç olarak çalışır. Kişi geçmişte yaşadığı bir travmayı, farkında olmadan yeniden canlandırır; bazen benzer bir durumu tekrar yaşar, bazen de bu kez travmatik olayın failliğini üstlenir.
Bu tekrar, bir tür “iyileştirme arzusu” gibi gözükse de aslında bireyi sıkışmış bir döngüde tutar.
Front Man: Travmanın Failine Dönüşmek
Hwang In-ho’nun oyunu kazanmasına rağmen “normalliğe” dönememesi, dış dünyayla bağını yitirmesi ve sonunda sistemin önemli bir aktörüne dönüşmesi, tipik bir tekrar zorlantısı örneğidir. Bu kez ölüm kalım oyununun kurbanı değil, yöneticisidir.
Ama aslında yaptığı şey, aynı travmayı başka bir biçimde yeniden yaşamaktır:
- Oyunu yeniden kurmak.
- İnsanların hayatta kalmak için birbirini öldürmesini tekrar tekrar izlemek.
- Kendi geçmiş deneyimini dışsallaştırmak.
Bu durum, Freud’un da belirttiği gibi bir çözümleme ya da kabullenme değil, saplanma halidir. İn-ho, travmanın etkisini bilinçdışında taşımakta ve onu dış dünyaya yansıtarak kontrol etmeye çalışmaktadır.
Aktarımın Gölgesinde: Front Man’in Sistemle ve Oyuncularla Kurduğu İlişki
Psikanalitik kuramda aktarım, bireyin geçmişteki önemli kişilerle yaşadığı duygusal deneyimleri, şimdiki ilişkilerine bilinçdışı olarak yansıtmasıdır. Danışanların terapiste yönelttiği duygular gibi, bu mekanizma günlük yaşamda da farklı figürlere karşı ortaya çıkabilir.
Bir zamanlar sistemin kurbanı olan In-ho, artık sistemin yürütücüsüdür. Ancak bu pozisyon, sisteme karşı duyduğu öfkeyi çözümlemekten çok, bu öfkeyi bastırarak onunla özdeşleşmesini sağlar. Bu özdeşleşme, çocuklukta ya da önceki travmalarda yaşanmış bir “kudretsizlik” duygusunun telafisidir.
Sisteme Karşı Değil, Sistemle Özdeşleşerek Aktarım
Front Man’in oyuncularla ve özellikle sistemle kurduğu ilişki, geçmişindeki kırılma noktalarının bir aktarımıdır. Oyunu kazandıktan sonra normal yaşama dönmeyip sistemin içine dahil olması, sadece maddi bir tercih değil; çözülmemiş içsel çatışmaların sahneye yeniden taşınmasıdır.
Oyunculara Yönelik Sertlik: Kendi Zayıf Benliğine Dönük Öfkenin Aktarımı
Front Man’in oyunlar sırasında sergilediği duygusuzluk, katılık ve “meritokrasiye” olan inancı, aslında kendi geçmişindeki acz halinin bir yansımasıdır. Oyuncuların zayıflıklarını cezalandırması, bir anlamda kendi geçmişteki kırılgan benliğine yönelttiği öfkenin aktarımıdır.
“Oyuncular, onun gözünde yalnızca yarışmacı değil; bir zamanlar o zayıf, çaresiz ve muhtaç olan ‘kendisinin’ yansımalarıdır.”
Bu noktada oyunculara yöneltilen katılık, adalet değil; bilinçdışı bir intikamdır. Ama bu intikam, dış dünyaya değil, kendi iç dünyasında yüzleşmekten kaçındığı parçalara yönelmiştir.
Son Söz: İçsel Tiyatronun Sahnesi Olarak Oyun Alanı
Squid Game yalnızca ölüm kalım mücadelesinin oynandığı bir yer değildir. Aynı zamanda, Front Man’in kendi içsel çatışmalarını, çözümlenmemiş ilişkilerini ve bastırılmış öfkesini sahnelediği dev bir aktarım alanıdır.
Onun sistemi yeniden kurması, bilinçdışı bir “ilişkiyi onarma” denemesidir. Ama bu onarma, sahici bağlar ve içgörüyle değil, baskı, tekrar ve özdeşleşme ile gerçekleştiği için çözüm değil, daha derin bir kapanmaya yol açar.