The Little Things: Narsisistik Telafi ve Adaletin İğdiş Edilmesi

2–3 dakika

oku

Psychology Times Dergisi Nisan yazısı.

The Little Things: Narsisistik Telafi ve Adaletin İğdiş Edilmesi

, ,

Yayımlanma tarihi:

Seri katil filmlerindeki o meşhur zeka kovalamacası artık izleyicinin ezberinde. John Lee Hancock’un The Little Things filmi de ilk bakışta 90’lı yılların o klasik, yağmurlu ve kasvetli seri katil polisiyelerinden biri gibi görünür. İzleyici olarak bizler, dedektiflerin peşine takılıp “küçük detayları” birer birer toplayacağımızı ve finalde o tatmin edici adalet duygusuna ulaşacağımızı varsayarız. Ancak film ilerledikçe, o beklenen ivme yerini boğucu bir durağanlığa bırakır. Neden katili gözümüze bu kadar sokuyorlar diye rahatsız bile oluruz. Belki de ters köşe gelecek diye hayaller kurarken, Hancock hayallerimizi seraba dönüştürür. Bu bir “katili bulma” öyküsü değildir; bu, kendi vicdanındaki faili susturabilmek için dış dünyada bir canavar yaratmaya muhtaç kalan yaralı bir ruhun, telafi arayışıdır. Adaletin nesnel terazisi, burada yerini kişisel bir arınma ayinine bırakırken; “küçük detaylar” ise gerçeği bulmanın değil, bir yalanı inşa etmenin tuğlaları haline gelir.

Polisiye türünün o alışıldık “katil kim?” sorusu, bu anlatıda yerini çok daha karanlık bir arayışa bırakır: “Benim suçumu kim üstlenecek?” Deke, yıllar önce, olay mahallinde kaza kurşunuyla bir kadının hayatına son verdiği o andan itibaren, zihnindeki mahkemede müebbet hapse mahkûm edilmiş bir öznedir. İçindeki bu devasa suçluluk duygusu hayatını yerle bir eder. Görevden alınır, evliliği sona erer, art arda kalp krizleri geçirir ve bir kasabada masa başı bir iş üstlenir. Yıllar sonra karşılaştığı bir vaka onu geçmişin karanlık mağarasına geri götürür. Hesap defteri açılır. Dedektif rolü yerini, saplantılı bir şekilde kendi vicdanını ferahlatacak ‘günah keçisi’ arayan bir avcıya bırakır.

Bu noktada Sparma, Deke için bir şüpheliden çok daha fazlasıdır; o, Deke’in bütün cinayetleri üzerine yıkabileceği, böylece kendi içindeki o karanlık lekeyi dışsallaştırabileceği bir aynadır. Analitik bir bakışla bu, yoğun bir narsisistik telafi savunmasıdır. Deke’in Sparma’ya olan saplantısı, aslında adaleti tesis etme çabası değil, kendi faili olduğu o eski travmayı başka bir “mutlak kötü” figürüyle ikame etme dürtüsüdür. Eğer bütün kötülükler Sparma’da toplanırsa, Deke’in geçmişteki o “küçük hatası” bu büyük karanlığın içinde eriyip gidecektir.

Deke’in kurbanlara karşı sergilediği o abartılı korumacı tavır ve “melek” olma arzusu, kurbanların hukukunu savunmaktan ziyade, suçluluğun ağır girdabından çıkış biletidir. Özellikle halüsinasyon sahnelerinde ona en yakın duran ve beklentili gözlerle ona bakan kadın figürü; dönüm noktası olan o gece öldürdüğü masum kadından başkası değildir. Bu hikayeyi bu kadar kişiselleştirmesi, rasyonel kanıtların yerini tamamen öznel sanrıların almasına neden olur. Artık hiçbir “küçük detay” nesnel bir veri değildir; her biri, Deke’in devredeceği “suçlu” yapbozunu tamamlamak için eğilip bükülen birer projeksiyon aracına dönüşür.

Bu tehlikeli oyunun en trajik kurbanı ise Baxter olur. Baxter, Deke’in henüz kirlenmemiş, idealist geçmişinin bir yansımasıdır. Deke, Baxter’ı bu sürece dahil ederek aslında kendi halefini yaratmaz; aksine, onu da kendi suçluluk çukuruna çekerek bu vicdan azabına ortak eder. Baxter’ın elini kana buladığı o an, Deke için narsisistik bir rahatlama anıdır: Artık suç paylaşılmıştır, döngü tamamlanmıştır. Sparma’nın öldürülmesine verdiği o sakin ve kontrollü tavrı o ana kadar ki ilerlemiyor hissini tersine çevirir. Finaldeki kırmızı toka ise bu kurgunun son parçasıdır. Deke, Baxter’a o sahte kanıtı gönderirken, amacı gerçekten onu sakinleştirmek midir? Yoksa o gece ne yaptığını daima hatırlatacak bir imge mi? Son tahlilde ‘The Little Things’, gizemli bir katilin peşindeki dedektifin hikayesi değil; kendi karanlığını bir başkasına giydirerek özgürleşmeye çalışan bir ruhun, hakikati bir günah keçisi kavramına hapsetme çabasıdır.

Fırından taze çıktığında bir e-posta almak ister misin?

Tüm arşive erişim kazanmak için abone olun.

Okumaya Devam Edin