-
Faşizmin Psikanalizi: The Man in the High Castle
Yayımlanma tarihi: The Man in the High Castle, izleyicisini yalnızca tarihsel bir “ya öyle olsaydı?” sorusuyla değil, çok daha rahatsız edici bir ihtimalle karşı karşıya bırakır: Kötülük, her zaman tanınabilir mi? Yoksa bazen düzenli, sevgi dolu, sorumluluk sahibi bir hayatın içine… Okumaya devam et
-
Del Toro’nun Frankenstein’ı: Yaradılış ve Reddediş
Yayımlanma tarihi: Dün gece Guillermo del Toro’nun Frankenstein uyarlamasını izledim ve film bittiğinde uzun süre yerimden kalkamadım. Her kare, her bakış, her sessizlik beni hem mesleki hem de insan olarak derinden sarstı. Bazı filmler vardır ya—sadece izlenmez, içe işlenir. İşte bu film tam… Okumaya devam et
-
Fanatizm ve Baba İşlevi
Yayımlanma tarihi: Fanatizm, genellikle yoğun duygulanım, sorgulanmayan bağlılık ve eleştiriye kapalı bir tutumla tanımlanır. Ancak psikanalitik açıdan bakıldığında fanatizmin altında yalnızca ideolojik ya da toplumsal dinamikler değil, daha derin bir içsel örgütlenme sorunu yer alır. Bu sorun çoğu zaman baba işlevinin eksikliği ile… Okumaya devam et
-
Çarpık Çizgiler: Alice Gould’un Üstünlük Kompleksi
Yayımlanma tarihi: Çarpık Çizgiler (Los renglones torcidos de Dios), klasik “delilik ve gerçeklik” temalarını zekice ters yüz eden bir film. 1970’lerin İspanya’sında geçen hikâyede, zengin ve eğitimli bir özel dedektif olan Alice Gould, bir psikiyatri kliniğine “gönüllü hasta” olarak yatırılır. Görünürdeki amacı,… Okumaya devam et
-
Ölü Canlar: Çiçikov’a Psikanalitik Bir Bakış
Yayımlanma tarihi: “Nereye gidiyorsun, ey Rusya? Cevap ver! Ama cevap vermez, deli gibi uçarak gider yoldan…” Nikolay Vasilyeviç Gogol, Ölü Canlar 19. yüzyıl Rus edebiyatında Gogol’un Ölü Canları, bir taşra panoramasından çok daha fazlasını sunar. Görünürde bürokratik bir oyunun peşine düşen Pavel… Okumaya devam et
-
Terapiye Yatırım: Kendilik Değeri Üzerine
Yayımlanma tarihi: Bu yazıyı, seans içinde ya da dışında çokça duyduğum bir duygudan yola çıkarak yazmak istedim. Terapinin kendisi kadar, ona verilen paranın da bir şeyleri tetikleyebildiğini gördükçe… Bazı cümlelerin aslında doğrudan parayla değil, kişinin kendine verdiği değerle, çabalarının karşılık bulup… Okumaya devam et
-
You Dizisinde Aşk: Joe Goldberg’in İç Dünyası
Yayımlanma tarihi: Netflix’in ilgiyle izlenen dizisi You, baş karakteri Joe Goldberg aracılığıyla seyirciye hem çekici hem de rahatsız edici bir iç dünya sunuyor. İlk bakışta romantik bir anlatının kahramanı gibi sunulan Joe, kısa sürede takıntılı, manipülatif ve şiddet eğilimli bir kişiliğe bürünüyor.… Okumaya devam et
-
The Invisible Guest: Adrián Doria ve İmaj Yıkımı
Yayımlanma tarihi: Sinema bazen sadece ne olduğunu değil, bir insanın başına gelenleri nasıl taşıdığını da anlatır. Oriol Paulo’nun The Invisible Guest (2016) filmi, olayların yüzeyine odaklanan tipik polisiye yapımlardan farklı olarak, izleyicisini sürekli manipüle eden, olayların anlatıcısını da sorgulatan katmanlı bir anlatıya sahip. Hikâye, bir… Okumaya devam et
-
Biz Hayduduz: Pablo Escobar’ın Psikodinamik Portresi
Yayımlanma tarihi: Netflix’in Narcos dizisinde Pablo Escobar yalnızca bir uyuşturucu baronu değil; aynı zamanda modern zamanların en derinlikli, çelişkili ve trajik anti-kahramanlarından biridir. Kolombiya’nın yoksul kırsalından çıkıp dünyanın en çok aranan adamına dönüşen bu figür, yalnızca dış dünyada değil, kendi iç dünyasında da… Okumaya devam et
-
La Pianiste: Cinsellik, Güç ve Simbiyotik Bağ
Yayımlanma tarihi: Bazı filmler, izleyiciye duygular sunmaz; onun içindeki donmuş, bastırılmış duyguları harekete geçirir. Michael Haneke’nin La Pianiste (Piyano Öğretmeni, 2001) filmi tam da bu türden bir anlatıdır.Isabelle Huppert’in canlandırdığı Erika Kohut karakteri, yalnızca bireysel bir hikâyenin değil, bastırılmış cinselliğin, çözülmemiş bağlanmaların ve… Okumaya devam et









